Bülten Detay

İş Mahkemeleri Kanunu ile Getirilen Değişiklikler

İş Mahkemeleri Kanunu ile Getirilen Değişiklikler

7036 sayılı yeni İş Mahkemeleri Kanunu (“Kanun”) 25 Ekim 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Kanun’un bazı hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girerken, bazı hükümleri 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle yürürlüğe girecektir.

Kanun ile iş davaları açılmadan evvel arabuluculuk kurumuna başvurulması dava şartı olarak kabul edilmiş ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun (“İş Kanunu”) işe iade davasını düzenleyen hükümlerinde aşağıda belirtilen önemli yenilikler gündeme gelmiştir.

Dava Şartı Olarak “Arabuluculuk”
Kanun uyarınca bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminat ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvuru dava şartı haline getirilmiştir. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve/veya manevi tazminat ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Arabuluculuğun dava şartı olduğu davalarda, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşmaya varmasıyla, taraflarca üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tekrar dava açılamayacaktır. Arabuluculuk faaliyeti neticesinde taraflarca anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun’da öngörülen süre ve usule uygun olarak iş mahkemelerinde dava açılabilecektir. Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığını düzenleyen son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir kopyasını iş mahkemesine sunacağı dava dilekçesine eklemek zorundadır. Aksi halde hakim davacıya bir haftalık kesin süre verecek ve bu bir haftalık kesin sürenin sonunda da tutanak davacı tarafından sunulmaz ise dava usulden reddedilecektir.

Arabuluculuk başvurusu, iş davalarında olduğu gibi, davalının yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürolarına yapılacaktır. Kanun uyarınca arabuluculuk kural olarak 3 hafta içerisinde için sonlandırılması gereken bir süreç olup, zorunlu hallerde 1 hafta daha uzatılabilecektir.

Arabuluculuk nezdinde yapılacak ilk görüşmeye taraflardan biri geçerli bir mazeret sunmaksızın katılmaz ve bu sebeple arabuluculuk faaliyeti sona erer ise, arabuluculuk sürecini takiben iş mahkemesinde görülecek davada görüşmeye katılmayan taraf lehine hüküm tesis edilse dahi, dava sürecinde yapılan masrafların tamamından sorumlu olacaktır.

Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığı halinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, alt işveren ile asıl işverenin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılması ve iradelerinin birbirine uygun olması aranmaktadır.

Tarafların arabuluculuk sürecinde uzlaşması halinde arabuluculuk ücreti taraflarca eşit olarak karşılanır. Ancak arabuluculuk ücretinin farklı bir şekilde ödeneceği konusunda taraflar anlaşabilirler. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, tarafların katılmaması sebebiyle görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamaması hallerinde, iki saatlik ücret tutarı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları halinde ise iki saati aşan kısma ilişkin arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır ve aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır.

Arabuluculuk görüşmelerine başvuru zorunluluğu İş Kanunu’na tabi işçilerin yanı sıra 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile düzenlenen gazeteciler ile 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile düzenlenen gemi adamları için de getirilmiştir.

Arabuluculuk süreci sonunda arabulucu tarafından düzenlenecek belgeler, gerekli ve yeterli imzaları taşıması halinde icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın mahkeme ilamı niteliğinde belge sayılacak ve icra takibine konu edilebilecektir.  

İşe İade Davalarına İlişkin Değişiklikler 
İşe iade talebiyle dava açmak isteyen işçi, fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde iş mahkemesinde dava açmadan evvel arabulucuya başvurmak zorundadır. Bir diğer deyişle, işe iade davası açmak için işçiye tanınan hak düşürücü süre, artık arabulucuya başvuru için tanınmaktadır. Arabuluculuk sürecinin sonunda tarafların anlaşmaya varamaması halinde, arabulucu tarafından düzenlenecek son tutanağın düzenlenme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde işçi yetkili iş mahkemesinde işe iade davasını açabilecektir.

İşverenlerin sıkça karşı karşıya kaldığı ve iş mahkemelerinin iş yükünü arttıran uyuşmazlıklardan biri boşta geçen süre ve iş güvencesine ilişkin tazminatların eksik ödendiğine dair açılan alacak davalarıdır. Kanun ile boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı hesabına esas alınacak ücret miktarının belirlenmesi hususundaki karışıklığa son verilerek, bu kalemlere ilişkin olarak işçinin işe iade davası tarihindeki ücretinin esas alınarak alacak miktarının belirleneceği düzenlenmiştir.

Kanun ile işe iade davaları sonucunda verilen yerel mahkeme kararları Yargıtay denetiminden çıkartılmıştır. Bu kapsamda yerel mahkeme kararının istinaf edilmesi neticesinde Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı kesin hüküm sonucu doğuracaktır.

Yeni Zamanaşımı Süreleri
İş sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri için 5 yıllık zamanaşımı süresi getirilmiştir. Kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı ve eşit işlem ilkesine uyulmaksızın fesihten kaynaklanan tazminat talepleri ile yıllık izin ücretinden kaynaklanan talepler 10 yıllık zamanaşımına tabi iken, yapılan değişiklik ile zamanaşımı sürelerinde yeknesaklık sağlanarak 5 yıla indirgenmiştir. Ancak işverenin eşit işlem ilkesine aykırı davranışlarına bağlı olarak fesih gerçekleşmemiş ise, işverenin bu davranışlarına bağlı olarak işçinin açacağı tazminat talepli davada zamanaşımı süresi 10 yıldır. 

İş Mahkemelerinin Görev Alanına İlişkin Değişiklikler
Kanun ile getirilen yeni düzenleme uyarınca;
5953 sayılı kanuna tabi gazetecilerin hizmet akdinden kaynaklanan davaları,
854 sayılı kanuna tabi gemi adamlarının hizmet akdinden kaynaklanan davaları,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa tabi olarak hizmet sözleşmesi ile çalışan işçiler ve bu kanuna tabi işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalar,
İdari para cezalarına itirazlar,
Kanun ile belirlenmiş istisnalar hariç olmak üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar,
Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işler,
Kamu İktisadi Teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında çalışan personel ile çalıştıkları işveren arasında sözleşmeden veya kanundan doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar,
iş mahkemelerinde görülecektir.

Temyiz Edilemeyen Kararlar:
Kanun uyarınca İş Kanunu ile ilgili bir takım mevzuattan kaynaklanan uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay nezdinde kanun yolu denetimi kapatılmıştır. Bu çerçevede aşağıda belirtilen hususlarda İstinaf mahkemelerinin vereceği kararlar kesin ve nihai kabul edilmiştir. 

İş Kanununun 20. maddesi uyarınca açılacak işe iade davalarında verilen kararlar,
İşveren tarafından toplu iş sözleşmesi veya işyeri düzenlemeleri uyarınca işçiye verilen disiplin cezalarının iptali için açılan davalarda verilen kararlar,
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca;

İşyeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmesinin feshine ilişkin davalar,
İşletme toplu iş sözleşmesinin var olduğu hallerde işyerinin niteliğine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar,
Toplu iş sözleşmesi yorum davaları,
Grev ya da lokavtın kanuniliğinin tespitine ilişkin davalar,

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu uyarınca açılacak;

Usule aykırı Sendika Genel Kurullarına ilişkin açılacak davalar,
Sendika üyeliğinin reddine ilişkin itiraz davaları.

Uygulamaya İlişkin Önemli Hususlar
Kanun ile getirilen değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam edecektir.

Arabuluculuğa ilişkin hükümler, 01 Ocak 2018 tarihi itibariyle uygulanacak olup, hali hazırda ilk derece mahkemeleri, bölge istinaf mahkemeleri ile Yargıtay’da görülmekte olan davalar hakkında uygulanmayacaktır.

Daha önceki mevzuatta başka mahkemelerin görev alanına giren ve hali hazırda derdest olan dava ve işler, Kanun’la iş mahkemelerinin görev alanına dâhil edilmiş olsa dahi, iş mahkemelerine devredilmeyecek, kesinleşinceye kadar ilgili mahkemeler tarafından görülmeye devam edilecektir.

İlk derece mahkemeleri tarafından Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir.

Kanun’un işçilik alacaklarına ilişkin taleplerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna ilişkin düzenlemesi, bu düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra sona eren iş sözleşmelerinden kaynaklanan alacak ve tazminat davaları için uygulanacaktır. Yıllık izin ücreti ve tazminatlar için söz konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce işlemeye başlamış bulunan zamanaşımı süreleri, değişiklikten önceki hükümlere tabi olmaya devam edecektir. Ancak zamanaşımı süresinin dolmamış kısmı 5 yıldan uzun ise, 5 yılın geçmesiyle zamanaşımı süresi dolmuş kabul edilecektir.  

İş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin şikayetlerine ilişkin Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri personelinin yaptıkları inceleme usulü kaldırılmıştır. Böylece iş sözleşmesi sona eren işçilerin alacak ve şikayet taleplerini Çalışma ve İş Kurumu kanalıyla talep etmesi engellenmiş, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerince yürütülecek işçi şikayetleri yalnızca fiilen iş sözleşmesi devam eden işçiler ile sınırlandırılmıştır.

Dava şartı arabuluculuk uygulaması ile İş Kanunu’nun 20 ve 21. Maddelerinde yapılan değişikliklere ilişkin hükümler hariç, Kanun’un tüm maddelerinin yürürlük tarihi 25 Ekim 2017’dir.